İdeal bir yönetim, tüm yasamanın “ortak iyi” için yapıldığı ve tüm yurttaşların karşılıklı bağımlılık içinde olduğu bir cumhuriyetti.
Yazılar ve Video Yayınları
-
-
-
Hegel, devleti toplumla diyalektik bağlarla bağlı bir kurum olarak görse de aslında Aydınlanma Çağı’nda sözleşmeci düşünürlerin, 19’uncu yüzyıldan itibaren liberallerin yaptığı gibi devleti sınıflar üstü, hatta sınıf çatışmalarını çözen, tarafsız bir kurum olarak konumlandırmaktadır.
-
İbn Haldun, materyalist bir düşünür değildi elbette: Allah-âlem ilişkisine dair döneminin yaygın kelami görüşlerini benimsemişti. Ancak onun toplumun gelişimini ve siyasete dair konuları Fârâbî geleneğinin aksine metafizik yerine maddi üretimden hareketle açıklaması bu konudaki açıklamalarında materyalizme yakınsayan fikirler geliştirdiğini gösterir.
-
İnsanlar, doğal bir varlık olmaları bakımından, hayvanların da sahip olduğu -doğal- saldırganlık özelliklerini taşısalar da insanlar arası saldırganlık (ve şiddet) ile doğanın diğer canlıları arasında bulunan saldırganlık ve şiddet arasında bir nitelik farkı bulunuyor.
-
Bankim’e göre mesele hanedanın hangi ırktan olduğu değil, yöneticilerin varlığıydı. Önceki dönemlerde brahmanlar sivil memurların, kşatriya kastı mensupları askerlerin görevlerini üstlenerek Hindistan halkını yönetmişler, toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçileri tahakküm altına almışlardı.
-
Christine de Pizan genellikle Hanımlar Kentinin Kitabı ve sonrasında yazdığı, benzer temaları işleyen edebi-felsefi eserleri üzerinden tanınır ve henüz adı konmamış bir feminizmin ilk önemli temsilcilerinden biri olarak hatırlanır. Oysa o aynı zamanda hümanist dönemin önemli nasihatname yazarlarından biriydi.
-
-
Zhuangzi’nin bilgeleri, sık sık eleştirdiği Konfüçyüsçü bilgelerden farklı olarak, dünyevi hiyerarşilerin peşinde olmayan, azla yetinen, kendi kendine yetip doğanın akışını takip eden münzevilerdir.
-
